Eh madem bloglarımız açıldı, bahsetmediğim Rango'dan şimdi bahsedebilirim. Ehem,
Rango.
Johnny Depp, Isla Fisher, Abigail Breslin, Timothy Olyphant
Yönetmen: Gore Verbinski
Bir ev bukalemunu olan Rango, kimlik bunalımına girdiği sırada bir kaza sonucu kendisini su sıkıntısı çeken bir vahşi batı kasabasında bulur. Hiç tanınmadığı bu yerde, kendini korkusuz sert erkek Rango olarak tanıtınca kasabanın yeni umudu olarak maceraya atılır.
Fragmanlar:
Türkçe Fragman:
Rango Trailer HittFilm
İngilizce Fragman:
Rango - Theatrical Trailer [VO-HD] Eklecty-City
Rango animasyonda yeni bir teknikle çekilmiş, daha doğrusu kaydedilmiş. Hareket yakalama yerine duyguları yakalamayı tercih etmiş yönetmen. Animasyon filmlerde normalde, seslendirme sanatçıları tek tek veya gruplar halinde stüdyoya girerek kendi karakterlerini seslendirip çıkıyorlarmış. Seslendiriyorum çıkıyorum! Yönetmenin ilk animasyon denemesinde bu yöntem ona çok abes gelmiş. Oyuncular arasındaki etkileşimin ve doğaçlama faktörünün önemli olduğunu düşündüğü için, karakterleri seslendiren oyuncuları bir mekanda toplayarak küçük bir okul piyesi yönetir gibi sesleri kaydetmiş. Türkçe ve İngilize fragmanları vermemin nedeni bu. Çünkü Türkçe dublajlı izlediğinizde bu yöntemin getirdiği yenilikten mahrum kalmış oluyorsunuz. Ayrıca, filmdeki karakterler güneyli aksanıyla konuşmaktalar, Türkçe dublajda bunu da kaybediyoruz.
Fragmanlar, espriler konusunda büyük oranda açık vermeyerek filmi tadında izlemenize olanak sağlıyor. Fragmanda izlediğiniz esprilere bile tekrar gülebiliyorsunuz. Karakterler ve karakterlerin hareketleri de çok gerçekçi, sözünü ettiğim bu yeni ses kaydı yöntemiyle de iyice insanlaşan çöl yaratıkları, konuşan hayvanların olduğu bir kasaba gerçekten varmış gibi hissettiriyor. Film arası verilene kadar filmden hiç kopmuyorsunuz. Aksiyon, espriler ve hikaye ustaca kaynaştırılmış.
Karakterlerin hiçbiri pelüş oyuncaklara benzemiyor. Güzel değiller ama filmi izledikçe bazı karakterlere ısınıp tatlı olduklarını düşünüyorsunuz. Dört baykuştan oluşan latin müzik grubunun elemanları filmin en sevimli karakterleri. Eski vestern filmlerini sevenlere küçük bir sürpriz yaparak, vesternlere saygısını gösteren Rango filmi, bu filmlerin klişeleşmiş sahneleriyle dalga geçmekten geri de kalmıyor.
Yeğenlerinizle, kuzenlerinizle, arkadaşlarınızla, kardeşlerinizle :) izleyebileceğiniz hem eğlenceli, hem doyurucu hikaye örgüsüne sahip kaliteli bir yapım. Hele hem animasyon hem vestern seviyorsanız tadından yenmez. İyi seyirler.
rango etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rango etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Mart 2011 Perşembe
Rango Rango Şişeler
12 Mart 2011 Cumartesi
Şimdi Burada Ne Güzel Rango'dan Bahsedecektim
Geçenlerde Rango'ya gittim, filmi beğendim. Blogumda anlatmak için sabırsızlanıyordum. Aklıma geldi blogger/blogspot'un "mahkeme kararıyla" yasaklandığı. Fragman izletmek istesem, Youtube da yasaklı... Dünyada önemli bir noktaya gelen her site Türkiye'de yasaklanma riskiyle karşılaşıyor. Çünkü her isteyen, işine geldiği gibi dava açıp kendi kişisel sebepleriyle bile siteleri kapattırabiliyor: bakınız Richard Dawkins'in sitesi. İnternet ortamından, sitelerin işleyişinden kanımca haberdar olmayan hakimler de mecburen kapatma cezası veriyor. Ayağı kırılan atı öldür misali, kontrol edemediğin içerik yayınlayan her siyeti tamamen yasakla.
Evet, belki ben şu anda blogger'a girebiliyorum. Youtube'a da yıllardır girebiliyoruz. Ama arka sokaklardan, kara borsadan bilet almış gibi, pis işler çevirir gibi proxylerle, DNSlerle. Google olmadan ödev yapamayan nesiller yetiştiriyoruz. Gün içinde yaşadıklarını, tweetlik, blogluk, face'lik olarak ayıranlar var. Artık bu internet merciileri, en iyi haber sitelerinden bile daha ön plana çıkmaya başladı, çünkü bu sayede halk kendi içeriğini oluşturabiliyor. Daha geçenlerde Mısır'daki barışın maddelerinde gördük Facebook'a özgür erişim hakkını. Kaç kişi öldü, bu maddenin de bulunduğu özgürlük maddeleri adına.
Bir Amerikan Rüyası vardır. Çok çalışırsan istediğini olursun gibisinden. Ama insanlar, o rüyaya ulaşmanın sadece çalışmaktan geçmediğini çok sürmeden anlamışlardır. Yakalanmadan hırsız da olsan, dolandırıcı da, pis işler de yapsan sonunda sana vaat edilen hayata ulaşabiliyorsun. İnternet üzerinde veya herhangi bir ticaret ortamında sen, topluma yüksek standartlı hayalleri teşvik eder sonra bunları aylık abonelik ücretiyle satmaya çalışırsan, illa ki buna ulaşamayacak bir kesim olacaktır. Bu kesim de aynı Amerikan Rüyasına ulaşmak için illegal yollara başvuranlar gibi, İnternet mafyalığına, kara borsacılığına, korsanlığına başlayacaktır. Adidas giyemiyorsa Abibas giyecektir. Elma'sı sonradan yapıştırılan mp3 çalar dinleyecektir. Sen o ayakkabıyı ayağına giyen, o mp3 çaları dinleyen her garibanı kodese tıkarsan bu anarşiye davettir.
Malum tv kutusu satıcısı, blogger'ı ve içinde blogspot geçen her blogu kapatarak aynen bunu yapmıştır. Bu yasakların sonu yoktur. Türkiye artık özgür içerikle başa çıkmayı öğrenmelidir. DNSlerle duvarı yıkılmış, denden blog yarı kaçık cezaevinin parmaklıkları ardından, iyi günler.
Rango'yu yazamadım. Ona harcayacağım vakitte bu ateşli, mesajlı vidyoyu yaptım. Müziği olmasa bir boka benzemez, fotolarla, photoshop'la ancak bu kadar oluyor. Hayata Tam Erişim! Buyrun efendim
Bu Hayata Erişim Engellenmiştir nixpadas
Evet, belki ben şu anda blogger'a girebiliyorum. Youtube'a da yıllardır girebiliyoruz. Ama arka sokaklardan, kara borsadan bilet almış gibi, pis işler çevirir gibi proxylerle, DNSlerle. Google olmadan ödev yapamayan nesiller yetiştiriyoruz. Gün içinde yaşadıklarını, tweetlik, blogluk, face'lik olarak ayıranlar var. Artık bu internet merciileri, en iyi haber sitelerinden bile daha ön plana çıkmaya başladı, çünkü bu sayede halk kendi içeriğini oluşturabiliyor. Daha geçenlerde Mısır'daki barışın maddelerinde gördük Facebook'a özgür erişim hakkını. Kaç kişi öldü, bu maddenin de bulunduğu özgürlük maddeleri adına.
Bir Amerikan Rüyası vardır. Çok çalışırsan istediğini olursun gibisinden. Ama insanlar, o rüyaya ulaşmanın sadece çalışmaktan geçmediğini çok sürmeden anlamışlardır. Yakalanmadan hırsız da olsan, dolandırıcı da, pis işler de yapsan sonunda sana vaat edilen hayata ulaşabiliyorsun. İnternet üzerinde veya herhangi bir ticaret ortamında sen, topluma yüksek standartlı hayalleri teşvik eder sonra bunları aylık abonelik ücretiyle satmaya çalışırsan, illa ki buna ulaşamayacak bir kesim olacaktır. Bu kesim de aynı Amerikan Rüyasına ulaşmak için illegal yollara başvuranlar gibi, İnternet mafyalığına, kara borsacılığına, korsanlığına başlayacaktır. Adidas giyemiyorsa Abibas giyecektir. Elma'sı sonradan yapıştırılan mp3 çalar dinleyecektir. Sen o ayakkabıyı ayağına giyen, o mp3 çaları dinleyen her garibanı kodese tıkarsan bu anarşiye davettir.
Malum tv kutusu satıcısı, blogger'ı ve içinde blogspot geçen her blogu kapatarak aynen bunu yapmıştır. Bu yasakların sonu yoktur. Türkiye artık özgür içerikle başa çıkmayı öğrenmelidir. DNSlerle duvarı yıkılmış, denden blog yarı kaçık cezaevinin parmaklıkları ardından, iyi günler.
Rango'yu yazamadım. Ona harcayacağım vakitte bu ateşli, mesajlı vidyoyu yaptım. Müziği olmasa bir boka benzemez, fotolarla, photoshop'la ancak bu kadar oluyor. Hayata Tam Erişim! Buyrun efendim
Bu Hayata Erişim Engellenmiştir nixpadas
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
